Öff Ne Geceydi

Öff Ne Geceydi

Öff ne geceydi yarabbi gerçekten. Televizyonlarda ve sosyal medyada her yerdeki protesto gösterilerini izlemekten bunaldım. ODTÜ’deki öğrenci protestolarını görünce birden panik oldum. Yakın arkadaşlarımdan birinin çocukları orda okuyordu. Hemen telefona sarıldım. “Aman ha çocukları evde zapt et” diyecektim ki lafı ağzımdan aldı, “çoktan gittiler, engel olamadım” dedi. Haydaaa. Bir de şimdi bu iki çocuğu dert et! Televizyonda gözlerim onları arıyor. Biber gazı tecrübeleri var mı bari yanlarına limon alsalardı diye düşünürken, midemde bir yanma başladı.

Öyle ya, akşam iftarda paça içmiştim. Zevkinden değil tabi. Malum yaşlılık. Kemik erimesi için faydalı. Ama ben artık paçaya kelleyi karıştırmıyorum. Ablam bu işlerin üstadı. Paça pöç etiyle güzel olur dedi. Ona uydum. Kadın bu işi biliyor. Süper oldu. Kışın yapıp birkaç kaba bölüp derin dondurucuya koyuyorum. Sonra ara ara çıkarıp içiyorum. İşte sonuncu partiyi, havanın soğumasını fırsat bilip bitireyim dedim. Ramazanın ağırlığını hesaplayamamışım demek ki.

Ahha su ve biber gazı. Yav nerdesiniz çocuklar. Bu ne maceracılık. O arada sızıp kalmışım. Sahur alarmımının hareketli ilahisiyle uyandım. Dayanamadım Whatsapp’dan yazdım. Neyse ıslanmadan eve gelmişler ama, biber gazından kurtulamamışlar. Neyse buna da şükür. Fakat arkasından ekledi. “Polis kamera ile tüm öğrencileri kamera ile kaydetmiş”. Eh biraz akıllarını başlarına toplasınlar o zaman. “Hafif bir sahur kahvaltısı ve diğer ritüellerin arkasından uyuyup kalmışım. Kalktım saat 9.30. Yine şeytan dürttü. Televizyonu açtım. Bir devlet büyüğümüz PKK’nın fesih kongresini Malazgirt’te yapmasını tavsiye etmiş. Zaytung haber mi diye bir araştırdım. Doğruymuş. Demek ki devlet aklı bunu gerektiriyor. Elbette devlet büyüklerimizin bir bildiği vardır.

Odanın içinde sabah yürüyüşümü yapıp şöyle bir kendime geldim. Sakinleşmiş, dinçleşmiş olarak haber ve yorumlarla başa çıkacağımı düşünerek , şeytan yine dürttü, televizyonu açtım. “Din dang” diye kapı zili çaldı. Meğer hanım su siparişi vermiş. Neyse suyu sehpaya koydurdum. 100 TL uzattım. “Abi 125 olacak” dedi sucu. Yahu yurtdışına gidip geleli toplamda 1 ay oldu. Yüzde 25 zam olur mu? Sucu boynunu bükerek “abi ben onu bilmem, maalesef yeni fiyat bu” dedi. E şubat enflasyonu hani yüzde 2lerdeydi. Lahavle çekip televizyonun başına geçtim.

Borsa yüzde 8 düşüş yaşayınca yine devre kesmiş. İşlemler durdurulmuş. Oysa değerli bakanımız olayın kontrol altında olduğu konusunda bizi teskin etmişti. Haa bu arada borsada oynayan bir arkadaşım aklıma geldi. Nasıl para kazandığını anlatıp bize nispet yapmıştı. Oh olsun dedim. Hadi bakalım. Şimdi ne yapacaksın !

İş bunla kalsa. Yüzde 44’e zar zor çektiğimiz faiz, gecelik faizin 46’ya çıkmasıyla dönemsel bir sarsıntı yaşamış. Ama evelallah bakanımız bunu halleder.

Eh bunu da atlattım derken bir haber daha. Türk lirası karşılığı vadeli döviz satışı yapılacakmış. Yahu biz Kur Korumalı Mevduattan yeni kurtulurken bu neyin nesi ? Bir ekonomist dostumu aradım. “Abi bu işlere çok kafanı yorma, biz yoruyoruz da ne oluyor ki, sinirlerimiz bozuluyor” dedi. Gel seni yayına alayım, halkımıza gerçeği açıkla, teskin et, dedim. “Sırası değil ramazan günü” dedi.

Pencereyi açtım, içeriyi havalandırayım dedim. Yıllar önce yazdığım bir öykümün başlığı “Bademler bu yıl da aldandı” sözü doğru çıkmıştı. Kar yağmaya başlamıştı. Olsun erik ve bademi bu yıl pahalı da yesek olur, küresel ısınmaya karşı biraz kar, su sorunumuzu azaltır diye kendi kendime telkinde bulundum.

Televizyonun kıstığım sesini açtım. Ana muhalefet lideri “İstanbul Belediyesine kayyım atanırsa belediyeyi teslim etmiyeceğiz” demiş. Al sana bir sıkıntı. Kardeşim sen ohal, sıkıyönetim mi çağırıyorsun. Aldı beni bir tasa. Eve, pandemideki gibi yiyecek stoğu mu yapsam.

Yahu bu televizyonlar felaket tellalı mı, nedir? Kandil PKK’nın fesih kongresini Öcalan çıksın yönetsin diyormuş. E gelin işte Malazgirt’e. Bu ne mızıkçılık böyle.

Neyse şu ülke haberlerinden kurtulayım rahat ederim diye sosyal medya hesabımı açtım. Trump imzaladığı başkanlık kararnamesiyle 1980 yılında kurulan Eğitim Bakanlığını tamamen kaldıracağını belirtmiş. Bizde de zamanında bir Milli Eğitim bakanına atfen “okulları kapatsak bakanlığı kolay idare ederiz” esprisi yayılmıştı. Adamım Trump işi biliyor. Zaten Musk devletin birimlerinin verimliliğini denetliyor. Zarar eden Bakanlığı kapa gitsin.

Arkadaşlar yazıya devam edeceğim ama Genel yayın yönetmenimiz Baha bey yazı bekliyor FC Gündem için. Daha fazla uyarı almadan bitiriyorum. Daha iyi günlerde buluşmak dileğiyle.

Bir cevap bırakın

e-Posta adresiniz paylaşılmaz.