TÜİK – Açıklanan Enflasyon Oranları ve Sonuçları

tuik-enflasyon-oranlari-aciklandi

Her ayın 3. günü iktisadi göstergeleri takip edenler “Heyecanla!” Türkiye İstatistik Kurumu’nun  (TÜİK) açıklayacağı geçen ayın enflasyon rakamlarını beklerler. Ancak her açıklama sonrası, rakamların ne kadar gerçekçi, toplumun gerçekliklerini ne kadar yansıttığı konusunda da tartışmalar başlar. Bu tartışmaların temelinde, elbette açıklanan oranların hayatımızdaki etkileri vardır. 

1891 yılında Merkezi İstatistik Encümeni adıyla kurulmuş, 1926 yılında Merkezi İstatistik Dairesi, 1930 yılında İstatistik Umum Müdürlüğü, 1962 yılında Devlet İstatistik Enstitüsü ve 2005 yılında Türkiye İstatistik Kurumu olarak 5429 sayılı Kanunla; resmî istatistiklerin üretimine ve organizasyonuna ilişkin temel ilkeleri ve standartları belirlemek; ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgilerin derlenmesini, değerlendirilmesini, gerekli istatistiklerin üretilmesini, yayımlanmasını, dağıtımını ve Resmî İstatistik Programında istatistik sürecine dâhil kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlamakla görevli olan TÜİK açıklanan iktisadi verilerin kaynağının gerçekleşmiş veriler olması hasebiyle tartışılmaması gerekirken neden bu kadar siyasi tartışmaların odağında güvenilirliği sorgulanır haldedir?

5429 Sayılı Kanunun 4. Maddesine göre; Resmî istatistiklerin kalitesinin geliştirilmesi için Program kapsamında üretilen istatistikler, güvenilirlik, tutarlılık, tarafsızlık, istatistikî gizlilik, güncellik ve şeffaflık ilkelerine göre hazırlanır ve uygulanır. Resmî istatistiklerin gerçekleri yansıtmasının sağlanması, tüm kullanıcılara tarafsız ve eş zamanlı olarak sunulması, gizlilik ilkesine riayet edilmesi, kamuoyunun bilgi edinme hakkının gözetilmesi temel esaslardır. Resmî istatistiklerin kalitesinin ve ilkelere uygunluğunun değerlendirilebilmesi için gerekli tüm bilgiler ve resmî istatistik üretiminde kullanılan yöntemler kamuoyuna açıklanır. Programı uygulayan tüm kurum ve kuruluşlar ile görevliler, bu Kanunda ve bu Kanuna dayanılarak çıkarılacak her türlü düzenleyici işlemlerde belirtilen ilkelere uymakla yükümlü  olan TÜİK bu ilkelere sadık kalmayarak, siyasi iktidarın politikalarına hizmet edecek şekilde sanal endeksler açıkladığı kanaati neredeyse her zaman toplumun geniş bir kesimi tarafından kabul görmektedir.

Bunun sebepleri, siyasi iktidarların ekonomi yönetiminin Merkez Bankası gibi ekonominin tüm kademelerinin siyasileştirilmesinden TÜİK’in de nasibini almış olmasıdır. 1926 yılından 2002 yılına kadarki 76 yılda toplam 18 başkan görev yapmışken 2002 yılından 2024 yılına kadar 22 yılda 9 başkan görev yapmıştır. Bu atamalarla beraber açıklanan verilerle toplumun yaşadıkları arasındaki farklar kurumun ve açıkladıkları verilerin güvenilirliği, açıklanan verilere kaynak olan Enflasyon Sepetindeki gizem, sepetteki bilinen verilerin çarşıda pazarda karşılığının toplumun yaşadıkları ile örtüşmemesi gibi durumlar yukarıda değinilen kanaatin oluşmasına sebep olmaktadır.

Peki bu veriler toplumu neden bu kadar ilgilendiriyor? Cevap gayet basit çünkü burada açıklanan her oran halkın cüzdanını ilgilendiriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan enflasyon oranları, halk üzerinde çeşitli ekonomik etkiler yaratıyor. Enflasyon, genel fiyat seviyelerindeki artışı ifade eder ve bunun halk üzerindeki etkilerine kısaca bir göz atalım.

1.Alım Gücü Düşer

Enflasyon oranı yükseldiğinde, tüketicilerin elde ettiği maaş ve gelirlerle satın alabilecekleri mal ve hizmet miktarı azalır. Yani, aynı miktarda parayla daha az ürün alabilirler. Bu durum özellikle sabit gelirli kesimleri olumsuz etkiler. Örneğin, emekli maaşları veya asgari ücret artışı, enflasyon karşısında yetersiz kalır.

2. Temel İhtiyaçlar Daha Pahalı Hale Gelir

Gıda, enerji, ulaşım gibi temel sorunların fiyatlarındaki artış, doğrudan günlük yaşamda etkilerini  gösterir. Bu artışlar, hanelerin harcamalarını zorlaştırabilir, özellikle dar gelirli aileler için yaşam standını olumsuz yönde etkiler.

3. Tasarrufların Değer Kaybı

Enflasyon, özellikle bankada birikim yapan ya da sabit hale getirilen yatırım araçları kullanan bireyler için tasarrufların değer kaybına yol açar. Yüksek enflasyon, paranın değerinde düşüşler, bu da birikim yapanların gelirlerinden daha fazla harcama yapmaları sonucunu doğurur.

4. Faiz Oranları ve Kredi Maliyetleri

Enflasyon oranları arttığında, Merkez Bankası genellikle faiz oranlarını yükseltir. (ENFLASYON SEBEP – FAİZ SONUÇTUR.)  Bu da kredi almayı daha pahalı hale getirir. Konut kredisi, borçlanma kredisi gibi borçlanma faiz oranları yükseldiğinde, kişisel borçlanma özgürlüğü azalabilir veya mevcut borç yükünü arttırır.

5. Sosyal Yardımların Yetersizliği

Sosyal yardımlar belirli bir tutara dayanır. Bu tutarlar yıllık artışlar enflasyonu karşılanabilecek düzeyde olmadığında sosyal yardımların reel değeri düşer, yani nominal olarak aynı kalıp, alım gücü zayıflar.

6. İşsizlik ve İstihdam Üzerindeki Etkiler

Yüksek enflasyon neticesinde; üretim maliyetlerindeki artışlar ve sıkıntıdaki toplumca azalan taleplerin sonucu olarak reel sektör istihdamda küçülmeye giderek işsizlik ve istihdamı olumsuz yönde etkiler.

7.Yatırım ve Ekonomik Güven

Yukarıda sayılan sebepler sonucu ekonomideki belirsizlik, yüksek kredi faizleri ve yüksek yatırım maliyetleri gibi etkilerden yatırım yapılması planları ötelenir. 

Ve en önemlisi, bu ekonomik sıkıntıların toplumda oluşturduğu ailevi, ruhsal, sağlık… gibi sosyal travmalar incelenmesi gereken ayrı bir konudur.

Bir cevap bırakın

e-Posta adresiniz paylaşılmaz.