Geçtiğimiz günlerde, Fikir Coğrafyası Youtube kanalında Erkan Mumcu ile bir program gerçekleştirdik. Programın içerik merkezine Devlet-Vatandaş ilişkilerini ve değişen rejim kavramını koyduk. Buraya kadar her şey normal gelişti. Peki anormal olan neydi?
Anlatayım. Program sonrasında pek çok dostum, arkadaşım Erkan Mumcu’nun entelektüel anlamda ciddi bir mesafe kaydettiğini ifade eden geri bildirimlerde bulundu. Mumcu’nun devlet felsefesi, vatandaşlık kavramı gibi kuramsal konularda çok ciddi şeyler söylediğini ifade ediyordu, konuştuğum herkes. Program partnerim Tolga Avşar ve ben bu dönüşlere şaşırdık. Çünkü birkaç yıl önce başka bir sosyal medya platformu olan Club House’da bazı münazaralarda dinlemiş ve oldukça donanımlı bulmuştuk, Mumcu’yu. Bu münazaralardaki beyanlarında bazı ifadelerini retorik bulmakla birlikte, bazı konularda ciddi bir siyaset felsefesinin emarelerini görmüştük. Hemen ifade edeyim ki retorik söylemlerini çok da normal kabul etmiştik. Sonuçta Mumcu, bir siyasetçi, siyaset bilim alanında çalışan bir akademisyen değil.

Şaşırdığımız şey bizim müşahit olduğumuz bu durumu seçmenlerin ya da en azından bizim çevremizdeki entelektüellerin farkında olmamasıydı. Program sonrasında Erkan beyle yaptığımız sohbette kendisinin de bu durum tespitinden haberdar olmadığı gibi bir kanaate bende sahip olmuş, hatta bu tür sohbet programlarında konuştuğu meseleleri kaleme almasını rica etmiştim.
Erken Mumcu’nun kendi zihinsel ve fikri durumunu fark etmemesinin iki sebebi olabilir.
Birincisi: Farkındadır ancak mütevazi bir tutum sergiliyor olabilir. Bu da aslında kendisi ve kişisel görünürlüğü için bir strateji uyguladığı anlamına gelebilir.
İkincisi: Farkında değildir ancak bu farkındalığı yani bizlerin gözünde kaydettiği bu ilerlemeyi gösterecek, ayna görevi yapacak uygun iklimlere erişimi olmayabilir.
Peki bu şaşırtıcı gelişmeyi ortaya çıkartan içerik neydi?
Programımızın şablonu gereği kısa bir açılış konuşması sonrası Tolga Avşar ilk soruyu sordu. Bu arada ifade etmeliyim ki soracağımız soruları detaylı bir açıklama ile kendisine göndermiş ve programın çerçevesini kendisine çizmeye çalışmıştık.
Doğrusu, gönderdiğimiz soruları inceledi mi ya da bu sorularla ilgili ne düşünüyor? Bunu anlama imkânımız olmadı.
İlk sorumuz: “Devlette ne oluyor? Bu dönüşüm bir rejim değişikliğinden mi kaynaklanıyor yoksa bir meşruiyet krizinden mi? Türkiye’de rejim biçimsel olarak mı değişiyor yoksa daha derinde devlet toplum sözleşmesinin herkesin de belki de endişeyle baktığı ahlaki temeli mi çöküyor?” idi.
Diğer sorularımızla birlikte İktidar-siyaset ilişkileri bağlamında son bir soruyla da programı sonlandırdık. Son günlerde sermaye tarafındaki bazı gelişmeleri ifade ederek kısaca ne olduğunu sorduk. Doğrusu çok soğuk kanlı ve itidalli bir cevap verdi, Erkan Mumcu. Hatta Kıbrıs’taki gelişmelere de girerek farklı bir okuma gerçekleştirdi.
Erkan Mumcu siyaset hayatı boyunca takipçilerini şaşırtmayı becermiş bir siyasetçi ve devlet adamı. Devlet, vatandaşlık, birey, hak gibi kavramlar üzerine düşünen ve kendince bir yaklaşım üreten bir fikri zemini olduğunu göstermiş bir isim. İzleyenleri şaşırtan bu durumu bence siyasetle ilgilenen, dolaylı ya da dolaysız olarak siyasete bulaşmış herkese örnek olabilir. Erkan Mumcu’nun yaklaşımını ya da fikirleri yanlış ya da doğru bulunabilir. Ancak şu gerçek ki, dinlemeyi hak ediyor.
Programı merak edenler ve uzunluğunu dert etmeden dinleyecekler için aşağıya linkini bırakıyorum.

Bir cevap bırakın