Büyük İskender, Takdir-i Devlet ve Kulların Durumu

Büyük İskender, Takdir-i Devlet ve Kulların Durumu

Güce kapılan İskender’in kendini Tanrı Kral ilan ettiği bilinir. Öyle ki tapınaklar yaptırmış, ritüeller belirlemiştir. Uygulamalarından mağdur olanların haddi hesabı yoktur. Onun uygulamaları Tanrı’nın yer yüzündeki yansımaları değildir, bizzat Tanrı’nın takdiridir.

Muhteşem Yüzyılın Kanuni Sultan Süleyman rolündeki Halit Ergenç ise büyük bir lidere getirdiği yorumla inanılmaz bir tanınırlıkla tanıştı. Şöhretinin yurtdışına taştığını söylemeye ise pek gerek yok. Bilen biliyor.

Son zamanlarda yaşadığımız pek çok felaketin bir ihmal zincirine bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Ancak toplumsal kültürümüz ihmal gerekçesini teskin edici bulmadığı için olsa gerek, takdir-i ilahi diyerek sakinleşmeyi tercih eder.

Takdir-i ilahi aynı zamanda bir güç odağını da işaret eder. Mutlak gücü elinde bulunduran, iyi ve kötüden, günah ve sevaptan, yanlış ve doğrudan bağımsız olan bir mutlak güç…

Tanrı kötülük yapar mı ya da günah ile sevap arasında bir eylem tercihi var mıdır? Bir kötülük yaparsa, bizim için kötü olan onun katında kötü müdür? Bu sorular elbette sadece bu dönemin değil, aynı zamanda insanlık tarihinin de üstünde uğraştığı sorular oldu.

Son günlerde yaşadığımız pek çok olay Tanrı Kral uygulamasının bir benzerini zihnimize nakşediyor. Tek farkla, artık bir tanrı kral değil Tanrı Devlet ile karşı karşıyayız. Hayatımızın her alanını kontrol etmek isteyen, her uygulamasının sorgulanamaz olduğuna inanan, hiçbir şekilde hata yapmayan, kendisine inananlara mutlak bir dünya krallığı vaat eden bir Tanrı Devlet ile karşı karşıyayız.

Kartalkaya’da 78 kişinin yanarak ölmesinde hiçbir kusuru olamadığını sorumluluk sahibi olan bürokratlarına dokunmamasından anlıyoruz.

Yenidoğan hadisesinde kurduğu sistemin hatasız olduğunu nerdeyse bağıran ve birkaç hemşireye meseleyi ihale eden tavrından kavrıyoruz.

Son olarak İmamoğlu’nun hodri meydan açıklamasının peşi sıra bilirkişi ile ilgili açıklamalara getirilen yasaklara istinaden göz altına alınan Barış Pehlivan, Serhan Asker ve Seda Selek’in durumu…

Bir zamanlar yaşanan depremler ya da doğal felaketleri kendi günahlarının varlığına yoran toplumlar tanrının onları cezalandırdığına inanırdı. Yaşananlar karşısında çaresizlikle durumu kabullenir ve takdir-i ilahi derdi.

Bugün kendini her türlü olumsuzluktan ari tutan devlet, yönettiği topluma her uygulamasını kabul etmesini ve sorgulamamasını istiyor. Her alanı kontrol etmek ve kendi tahakkümü altında olmasını arzuluyor.

Tüm bu alanları kontrol etmek istediğinde ve kimsenin onu sorgulamamasını talep ederken, sorgulayanları ise terbiye etmek istercesine cezalandırıyor. Bir nevi kendi adaletiyle sindiriyor.

Kanuniyi canlandıran Halit Ergenç 12 yıl önceki Gezi Parkı olayları nedeniyle cezalandırılıyor. Tanrı unutmaz der gibi. Barış Pehlivan, Serhan Asker ve Seda Selek ise göz altındalar. Her şeyi gören ve bilene işaret eder gibi göz altındalar. Gözümüz üstünüzde der gibi…

Devletin biz sıradan kulları ise büyük bir tevekkül ile artık Takdir-i  Devlet diyoruz.

Bir cevap bırakın

e-Posta adresiniz paylaşılmaz.