Teknoloji ve Güç Dengeleri Arasında 21. Yüzyıl Diplomasisi 

Teknoloji ve Güç Dengeleri Arasında 21. Yüzyıl Diplomasisi 

Soğuk Savaş’ın keskin kamplaşmalarından kurtulan dünya, şimdi çok daha girift ve öngörülemez bir jeopolitik manzarayla karşı karşıya. Küresel güç dengelerinin altüst olduğu, devletler arası güvenin adeta tarihin en düşük seviyesine indiği bu kaotik ortamda, diplomasi kurumu kendini yeniden tanımlama mücadelesi veriyor.

Günümüzün çok katmanlı krizler manzumesinde, geleneksel diplomasinin araçları ve yöntemleri yeterli kalıyor mu? Bir yanda nükleer silahlanma yarışının yeniden hız kazandığı, diğer yanda sosyal medya algoritmalarının uluslararası gerilimleri körüklediği bu çağda, diplomasi artık çok daha karmaşık bir satranç tahtasında oynanıyor.

Ukrayna-Rusya savaşında Twitter’ın sanal cephesi, Çin-ABD teknoloji savaşlarında yapay zekanın belirleyici rolü, Orta Doğu’daki proxy savaşlarında sosyal medya manipülasyonları… Tüm bu örnekler, modern diplomasinin artık sadece devletler arasında değil, teknoloji devlerinin veri merkezlerinde, yapay zeka laboratuvarlarında ve sosyal medya platformlarında da şekillendiğini gösteriyor. Ancak Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger’in altını çizdiği gibi: “Ulusal çıkarların korunduğu yerde diplomasi, dijital fırtınaların ortasında bile pusulasını şaşırmaz.” Belki de asıl mesele, yüzyıllardır süregelen diplomasi sanatını, 21. yüzyılın dijital savaş alanlarına uyarlayabilmekte yatıyor. Çünkü tarih bize gösteriyor ki, en kanlı savaşlar bile nihayetinde masada bitirilmiştir bugün o masanın üzerinde dizüstü bilgisayarlar ve akıllı telefonlar olsa bile.

Bu özel röportajda Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger ile diplomasiye dönüşüm kazandırmak isteyen faktörleri masaya yatırıyoruz. Küresel güven bunalımı, teknoloji devlerinin yükselişi, popülizm dalgası ve yeni güç dengelerini konuşacağız.

Dünya siyaseti, soğuk savaş sonrası dönemin en derin güvenlik ve istikrar krizlerinden birini yaşıyor. Küresel silahlanma rekor seviyelerdeyken, devletlerarası güven ilişkileri ciddi erozyona uğramış durumda. Bu karmaşık jeopolitik ortamda diplomasi hâlâ etkili bir düzenleyici mekanizma olarak işlev görebilir mi?

Diplomasi, uluslararası ilişkilerin müzakerelerle yönetilmesidir. Hem barış zamanında hem de savaş zamanında diplomasi etkili bir enstrüman olarak kullanılır. Mevcut koşullarda diplomasi, eskiye kıyasla daha etkin ve kapsamlı biçimde işlev görmekte, ikili ve çok taraflı ilişkilerin şekillenmesinde rol oynamaktadır. Ben, silahlanmanın tırmandığı mevcut koşullarda diplomasinin işlevini yitirdiği şeklindeki görüşleri abartılı buluyorum. Uzun süreli savaşların veya çok ileri seviyede güç kullanılan savaşların sonlanması, aslına bakacak olursanız, diplomasi sonucunda mümkün olmaktadır.

Günümüzde sosyal medya şirketleri, algoritmaları ve veri analizleriyle küresel siyaseti doğrudan etkiliyor. Geçtiğimiz günlerde Trump-Musk tartışması bunun çarpıcı bir örneğiydi. Sizce bu durum diplomasi kurumunu zayıflatıyor mu? Sosyal medya platformları kurumsal iletişime zarar veriyor mu?

Modern zamanlarda savaşlar sadece cephelerde cereyan etmemektedir. Aynı zamanda cephe gerisinde veya ötesindeki gelişmeler de savaşların seyrini doğrudan veya dolaylı biçimde etkilemektedir. Bir hibrit savaş durumu söz konusudur. Yani propaganda savaşı. Gazete ve televizyonlarda, sosyal medyada savaşa ilişkin haberlerin kurgulanması ve yayınlanması da günümüzde savaşın bir parçası hâline gelmiştir. Geniş kitleleri yönlendirme kapasitesine sahip sosyal medya kuruluşlarının bu kapsamda çok önemli bir işlevi olduğunu görmek gerekiyor. Sosyal medyanın iletişime zarar verdiği görüşünü kabul etmiyorum. Tehlike yaratan husus, söz konusu kuruluşların monopol veya oligopol şeklinde sisteme hâkim olmalarıdır. Nasıl ticarî hayatta adil rekabet kuralları söz konusuysa, aynısının medya alanında da olması ideal durumdur. İktisadî hayatta adil rekabetin önündeki engelleri kaldırmak için Avrupa Birliği bünyesinde rekabet hukuku kuralları kabul edilmiştir. Bunların başında, adil rekabetin önlenmesini engellemeye çalışan mevzuat gelmektedir. ABD’de ise iktisadî konularda adil rekabetin sağlanması, Sherman Antitröst Yasası (ABD’de tekelciliği önlemeye yönelik yasa) temelinde yürütülmektedir. Ne var ki bu düzenlemelerin kitle iletişim araçları ve sosyal medya bakımından etkili biçimde uygulamaya yansıtılmasının zorlukları vardır.

Sosyal medya devleri, artık savaşların cephe gerisini yönetiyor; ancak diplomasi, bu dijital savaş alanında bile ulusal çıkarları savunmanın bir yolunu buluyor.

Diplomasi kurumunun içinin boşaltıldığı ve sosyal medyanın iletişimi etkilediği bu ortamda, popülizmin yükselişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Popülizm, geleneksel diplomasi pratiklerine zarar veriyor mu?

Devletlerin resmi temsilcileri kanalıyla kurulu müesses sistem her koşulda işlevini yürütmektedir. Burada ehemmiyet taşıyan nokta, ulusal çıkardır. Sosyal medya platformları ise çoğu kez meselelere sığ bir bakış açısıyla ve popülist eğilimle yaklaşmaktadır. Popülizm, işin aslına bakarsanız vasatiliktir. Toplumun ortalama kanaatini esas alır. Diplomasi ise ulusal çıkarlar temelinde vizyoner bir perspektifi dikkate almak zorundadır. Teorik olarak bu şekildedir. Ancak pratikte siyasilerin çoğu kez kamuoyu etkisiyle hareket ettikleri ve uzun vadede ulusal çıkarlar bakımından yararlı olmayan seçeneklerin peşinden gittikleri de bir vakıadır.

Diplomasinin zayıflamasına yol açan üç ana faktörden bahsettik: küresel gerginliklerin artması, sosyal medyanın etkisi ve popülizm. Bu listeye eklemek istediğiniz dördüncü bir unsur var mı? Diplomasiyi etkileyen başka önemli bir faktör söyleyebilir misiniz?

Bu üç başlığın yeterli olduğunu düşünüyorum. Zira diplomasi her ahval ve şerait altında fonksiyonunu ifa eder. Devletleri temsil eden diplomatların yeni dünyada ulaşmak istedikleri asgarî hedeflerde değişiklik olmamıştır. O da ulusal çıkarları imkânlar dâhilinde maksimum seviyede korumaktır. Temsil ettikleri ülkenin bağımsızlık, egemenlik ve toprak bütünlüğünü korumak diplomasinin temel yönlendirici motifidir. Bir başka şekilde ifade etmek gerekirse, diplomasinin hedefi uluslararası siyasî sistemden maksimum fayda sağlamak ve bir zarar ortaya çıkacaksa bunu minimum seviyede tutmaktır. Kanaatime göre, hiçbir şey diplomasinin yerini alamaz, işlevini etkisiz hâle getiremez. Diplomasi, tüm diğer gelişmeleri de nazar-ı dikkate alarak inovasyon öncelikli bir yaklaşımla ve sorumlulukların arttığı bir dünyada işlevini sürdürecektir.

Diplomasi ne popülizmin kısa vadeli hesaplarına ne de teknolojinin manipülatif gücüne teslim oluyor. Tarih boyunca olduğu gibi, ulusal çıkarların bekçiliğini yapmaya devam edecek.” Prof. Dr. İrfan Kaya Ülger’e bu ufuk açıcı yanıtları için teşekkürler.

Bir cevap bırakın

e-Posta adresiniz paylaşılmaz.