Soğuk Savaş Sonrası Kutuplaşma

soguk-savas-sonrasi-kutuplasma

Batı bloğu ve ABD’nin kendi içindeki güç mücadelesi yeni bir kutbun oluşmasındaki en büyük etken oldu. Kısmen Batı’nın bir kanadından destek almış olmakla beraber Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore her geçen gün daha güçlü bir çıkar ilişkisi içinde birleşiyorlar. 

ABD kuşatmasını engellemek ve Avrupa ile arasında doğrudan ulaşımı korumak amacıyla Rusya Ukrayna’ya saldırdı. Böylece Litvanya Bulgaristan hattında başlayan coğrafi sınırlama operasyonları hız kesmeden devam ediyor. Bulgaristan’da yıllardır süren iktidar mücadelesinde şu ana kadar kesin bir galibiyet ortaya çıkmadı. ABD Romanya’ya çok büyük bir NATO üssü kurdu. Moldova her ne kadar AB’ye girme hususunda kararını netleştirmiş olsa da Rusya bu ülkedeki gücünü korumak hususunda oldukça inatçı. 

ABD müdahalesine rağmen her geçen gün genişleyen BRİCS, Latin Amerika, Afrika, Ortadoğu ve Asya’daki genişlemesiyle ABD coğrafyasını kuşatmaya devam ediyor. Özellikle yeni BRICS üyelerinden Mısır, Etiyopya ve İran çok iyi seçilmiş ülkeler. Bugün dünya deniz ticaretinin çok önemli bir kısmına ev sahipliği yapan Kızıldeniz bu üç ülkeden soruluyor. İran etkisindeki Yemen ile Mısır kanalın her ucuna hâkim durumda. Etiyopya ise bütün Afrika boynuzunun kilit ülkesi. İnşa ettiği Rönesans barajı ile bütün Nil havzasını kontrol edecek duruma geldi. 

Fosil yakıt zengini Arap ülkeleri petrol kaynaklarının eskisi kadar gelir getirmediğin farkındalığıyla yeni ticaret kaynakları arayışı içinde. Turizm, teknoloji, yenilenebilir enerji, yapay zekâ gibi unsurları kullanmak suretiyle yeni finans yapılanmalarına müdahil olmak istiyorlar. BRİCS ve Commonwealth Arap coğrafyasının ihtiyaç duyduğu pazarlara ziyadesiyle hâkim gibi görünüyor. ABD baskısı olmasa birçok Arap ülkesi ticari ve siyasi ittifak konusunda yeni açılımlar yapabilecek kararlılıkta. 

Rusya’nın Kuzey Kore askerlerini Ukrayna savaşında kullanmaya başlaması uluslararası dengelerde yeni bir boyut açacak gibi görünüyor. Vaktiyle Batı Güney Kore’ye askeri destek verirken şimdi Kuzey Kore Batı’ya karşı savaşmaya başladı. Tatbikatların ötesinde bir gerçeklikle savaşmayı öğrenen Kuzey Kore ordusunun yarın Güney Kore’ye savaş açmayacağını kim garanti edebilir. 

Gürcistan’da Rus yanlısı bir partinin iktidara gelmiş olması Batı’yı ziyadesiyle rahatsız etse de Kafkaslarda kartların yeniden karıldığı görülmekte. 

İsrail – Filistin savaşının bölgesel hale gelmesine katkı sağlamayan İran her geçen gün ABD’nin öfkesini arttırıyor.  ABD’nin uluslararası sistemde jandarmalık görevine devam edebilmesi için Ortadoğu’da geniş kapsamlı bir savaşın çıkması gerekiyor. Lakin bölge sakinlerinin huzurlarını bozacak böylesi bir hamleye sıcak bakmadıkları aşikâr.  Kazanılmış refah ve huzurlarını bozmak istemeyen ülkeler, farklı yöntemlerle tehdit edilse de sükûnetlerini korumalarının gerektiğini biliyorlar. 

Uluslararası sistemdeki özgül ağırlığı her geçen gün azalan ABD’nin, dünyanın farklı bölgelerinde savaş çığlıkları atmaktan başka çaresi kalmadı. ABD şu an AB, Japonya ve İsrail merkezli ittifakını genişletme ve bu ülkeler arasındaki ilişkilerini güçlendirme gayretinde. AB ve Japonya arasındaki savunma anlaşmalarının daha geniş coğrafyalarda hayata geçmesi lazım. 

Rusya ve Çin bir Truva atı edasıyla Batı içindeki çözülmeden istifade etmek suretiyle yeni bir dünyanın kapılarını aralamak istiyorlar. Sağlam bir kurgu içindeler mi? yoksa bir yanılsamaya mı mahkumlar? zaman gösterecek. 

Dün Doğu ülkelerini kuşatma ve yönetebilme gücüne sahip ABD’nin bugün yapması gereken tek şey var. Yeni bir Monroe doktrini ilan etmek suretiyle kendi içine kapanmak ve Batı dünyasının liderliğini devretmek. 

Bir cevap bırakın

e-Posta adresiniz paylaşılmaz.