Post-Selefilik ya da “Bir Daha Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak”

Post-Selefilik ya da “Bir Daha Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak”

Soğuk savaşın bitmeye başladığı, dünyanın tek kutuplu bir döneme geçtiği 1980’ler, her ne kadar ABD devleti tarafından resmen kabul edilmemekle birlikte, varsayımsal olarak “Yeşil Kuşak” projesinin uygulama alanı oldu.

ABD’nin kapitalist söylem ve propagandaları, S.S.C.B’nin küçük orta ve güney Asya’da ki etkinliğini engelleyemeyince, stratejistlerce bölgede etkili olabilecek dini söylemler gündeme alındı. Böylelikle Sovyet yayılmacılığını çevreleyebilmek için Antikominizm adına; müslüman çoğunluğuna sahip ülkelerde İslami hareketler odağa alınarak, ABD emperyalizminin stratejik eylemleri açısından vekalet savaşını yürütebilecek grupların desteklenmesi üzerine çalışmalar yapıldı.

İlk olarak S.S.C.B’nin Afganistan’a müdahelesiyle yürürlüğe sokulan “Yeşil Kuşak” projesinin, daha sonra özellikle Ortadoğu ülkelerinde ve Türkiye’de de uygulama alanı bulduğu varsayılmıştır. Proje kapsamında Afganistan’da Taliban örgütlenmesidesteklenirken, Ortadoğu ülkelerinde radikal/cihatçı söylemler birtakım örgütler vasıtasıyla geliştirildi. Türkiye’de ise neo-liberal politikalarla uyumlu olacağı düşünülen Türk-İslam anlayışı etkinlik kazandırıldı.

Dolayısıyla bu politikaların uygulama alanı muvacehenesinde “Yeşil Kuşak” projesi; günümüze kadar etkileri görülecek olan köklü toplumsal dönüşümlere ve derin yıkımlara neden oldu. Soğuk savaşın en önemli stratejilerinden biri olarak; İslam coğrafyasında Selefi üst kavramıyla biçimlenen siyasal yorumlar, radikal ve cihatçı hüviyete dönüşerek ve mücahitler vasıtasıyla ABD’nin Sovyet rejimine karşı vekalet savaşı yürütüldü.

Modern terminolojide kullanılan radikal ve cihatçı tabirlere yabancı olan Müslümanlar, modern tanımlamalar yanında kısmen de olsa Selefi tanımlamasına uzak değiller. İlk olarak Cihatçı Selefilik kavramsallaştırması 1970’lerin soğuk savaş atmosferinin çekişme ve geriliminde kurgulanmaya başlandı. Müslümanlarca  Selefi kavramına olan eğilimlerin, İslam coğrafyasındaki siyasal krizlerin sonucu olarak uluslararası politikaların etkileriyle ortaya çıktığı söylenebilir.

Böylelikle Cihatçı Selefi eğilimler, Batı dünyasının Sovyet rejimi ile olan sıcak çatışma alanlarından Afganistan’da Taliban örgütü içinde yapılanmış, Irak’ın işgali ve Suriye iç savaşında da uluslararası gündeme yerleşmiştir.

Milenyum çağının başlangıcı olan 2000’li yıllar; Yeşil Kuşak projesinin hinterlandı olan Müslüman halkların çoğunlukla yaşadığı coğrafyalarda Selefi akımların öne çıkmaya başladığı ve radikalizmin yükselişe geçmeye başladığı görülebilir.

Radikal İslamcı silahlı grup olarak tanımlanan “El-Kaide” örgütü, 11 Eylül 2001 Salı günü sabah saatlerinde ABD’ne karşı düzenlenen terör saldırısı dizisinin faili olarak ilan edildi. Batı Dünyası ve Kapitalizmin simgesi olarak New York’taki Dünya Ticaret Merkezinin ikiz kulesinin yıkılması, Dünyada “Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” olan yeni bir döneme girildiğinin habercisi idi. Teröre karşı savaş, ABD devleti başkanı George W. Bush tarafından -geleneksel savaş tariflerinin dışında bir metafor olarak-, teröre karşı küresel savaş (GWOT) olarak ilan edilen küresel askeri savaş kampanyası başlatıldı. İslam coğrafyasına başlatılan işgal eylemeleri, teröre karşı “Haçlı seferleri” olarak lanse edildi.

Böylelikle savaş lobilerinin politikaları neticesinde 35 ülkenin askeri, 15 ülkenin de siyasi desteğiyle İslam coğrafyasını dizayn etme savaşı başlatılmış oldu.

Afganistan’ın işgaliyle başlayıp Irak’ın ABD tarafından işgaliyle devam eden,   iyice içinden çıkılamaz kaosa dönüşen ve kontrolün çözüldüğü Irak, şiddet yanlısı, kuralsız ve her türlü manipülasyona açık, dolayısıyla sivil yaşamı terörize edecek tüm şartlara sahip oldu. Oluşan olumsuz şartlar muvacehesinde küresel istihbarat oyunlarının sahası haline gelen Irak topraklarında, kontrolsüz ve şiddet yanlısı selefi-cihatçı eğilim ve organizasyonlardan,  DEAŞ terör örgütünün çıkması oldukça kolay oldu.

Refah seviyesinin düşük, ataerkil ilişkilerin yaygın olduğu, çoğunlukla ya Baas’çı diktatörlerce yada Krallıklarla yönetilen Müslümanların yaşadığı coğrafya; bir çok krize gebe olduğu gibi içinden çıkılmaz derin siyasal ve dini blokları üretti. Dolayısıyla ardı ardına çıkan krizler ve içinden çıkılamaz sistemler, umutların tükendiği İslam coğrafyasında radikal ve şiddet yanlısı örgütlerin var olması için müsait bir zemin oluştururken pek tabii olarak bu örgütlerin emperyal politikalara sahip devletlerin istihbarat oyunlarının  unsurlarına dönüşmeleri kaçınılmaz oldu.

2001 Ekim ayında ABD Devletinin “terörle mücadele” politikası kapsamında giriştiği savaşın eylem rotası olarak: Afganistan’la başlayıp, 2003’te Irak’la devam eden ve 2010’ların başında Arap Baharı olarak tanımlanarak, neredeyse Arapların yaşadığı tüm coğrafyayı etkisine alan bir dizi hükümet karşıtı protesto, ayaklanma ve silahlı eylemler gerekçesiyle Tunus, Libya, Mısır ve Suriye’ye müdaheleler gerçekleşti.

Amerika Birleşik Devletlerinin soğuk savaş sonrası tek kutuplu dünyanın patronu olma ihtirasıyla elde ettiği gücün sınırsız kullanımının sonuçları halen dahi ölçülebilmiş olmadığı gibi hesabı da sorulabilmiş değil.

ABD’nin tek kutuplu Dünya düzenine dair politikalarının çıkmaza girmesiyle birlikte artık çok kutuplu bir Dünyanın ürettiği yeni paradigmalarla karşı karşıyayız. Özellikle Suriye ve Ukrayna’da ortaya çıkan çok kutuplu dünyanın çatışma alanları dikkat çekicidir. Sahada kurgulanmış örgütler marifetiyle, etnik-kültürel-dinsel ve mezhepsel unsurlar hareketlendirilmiş ve sıcak çatışmalar neticesinde yoğun nüfus hareketlilikleri gözlenmektedir.

Ukrayna gibi birçok çatışma merkezi, Suriye’den yada Ortadoğu’dan ayrı dinamiklere sahip olsalar da Dünyadaki tüm çatışma alanları küresel aktörler açısından pek fark oluşturmayan amaçlara hizmet etmektedirler. Artık yerel örgütsel yapılar, uluslararası boyut kazanmış olmakla birlikte küresel amaçların sıcak çatışma alanlarındaki işlevsel figüranlarına dönüşmüştür.

Rusya’nın Batı Bloğuna karşı Ukrayna’da, çatışma alanındaki sıkışmışlığının Suriye iç savaşına nasıl yansıdığına henüz yeni şahitlik ettik. İsrail’in Gazze’de başlattığı insanlık dışı savaşı hedefinin Hamas’a yönelik olması bir yana aynı zamanda aslında Suriye ve Arap coğrafyasında ele ettiği güvenlik etkilerini görmezden gelemeyiz.

Yeni paradigma “Yeşil Kuşak” politikalarından “Büyük Ortadoğu” projesine evrilirken, sahada kullanılan Cihatçı-Selefi anlayış fonksiyonunu icra ettiği gibi kendi içinde de Post-Selefiliğe dönüşüyor. Post -Selefiliğin uluslararası kamuoyuna sunulan imajı dünün El-Kaidecisi bugünyeni Suriye’nin otorite başkanı Colani yada Eş-Şara. Şık takım elbisesi ve kravatıyla birlikte Post-Selefiliğin yeni imajı olarak dünya kamuoyuna arzı endam etti.

“Ulus-Devlet” üstü uluslararası organizayon olan, eylemi merkeze alan ve siddet kullanmaktan kaçınmayan bildiğimiz  cihatçı -Selefilik yani “Sahva Selefiliği” vazifesini ifa etti ve artık Post-Selefiliğe: siyasal itaati mutlak kabul edip muhalefeti tekfir eden “Medhali Selefiliğe” dönüşüyor.

Yaşam alanlarımızın biçimlenmesi, 1900’lerin başından itibaren “Kominizm” ve “Nazi” korkusuyla, 2000’li yıllardan sonra da “İslamofobi”nin gölgesinde geçti.

Yeni İkinci Bin yılın başından itibaren Batı coğrafyasında nefret suçlarının artışa geçtiği, güvenlik krizi etkisiyle sivillerin özgürlük alanlarının sınırlandığı, geleceğe dair umutların yerini endişe ve öngörüsüzlüğün yer aldığı güvensiz Batı toplumlarında Demokrasi ve Kapitalizm’e inancını yitirmiş milenyum çağı nesillerini görmeye başladık.

“Bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” mottosuyla  ne güvenli bir dünyaya uyanıyoruz ne de özgürce evimizden dışarı çıkabiliyoruz artık.

Batı toplumlarının güvensizlik krizinin dolaylı -sivil endişeler-  yada doğrudan   -devlet politikaları- etkileriyle Müslümanların yaşadığı  İslam coğrafyasında son 23 yılda (sadece Afganistan, Irak ve Suriye’de) 2.500.000’dan fazla insan doğrudan yada dolaylı olarak öldürüldü. On milyonlarca insan göç etmek zorunda bırakılarak, açlık sınırında yaşamak zorunda bırakıldı.

Bir cevap bırakın

e-Posta adresiniz paylaşılmaz.