- İsrail, Süveyda’daki çatışmaları fırsat bilerek Suriye hükümetini zayıflatmak için mezhepsel dengeleri kullanıyor.
- İsrail, Dürzi toplumu üzerinden Suriye’deki yeni yönetimi destabilize etmeye çalışıyor ve Golan Tepeleri’ndeki varlığını meşrulaştırmayı amaçlıyor.
- Bu strateji, bölgesel istikrarı tehdit edebilir ve daha fazla çatışmaya yol açabilir.
Süveyda’daki çatışmalar, Temmuz 2025’te Dürzi milisler ile Sünni Bedevi aşiretleri arasında başladı ve hızla yayıldı. Yakılan köyler ve yerinden edilen siviller, Suriye’nin yeni yönetimini yeni bir sınavla karşı karşıya bıraktı. İsrail, bu kaosu fırsat bilerek Suriye ordusuna hava saldırıları düzenledi ve Dürzileri koruma bahanesiyle hareket ettiğini iddia etti.
İsrail, Dürzilerin Suriye hükümetine duyduğu güvensizliği kullanarak mezhepsel gerilimleri körüklemeye çalışıyor. Bu, Golan Tepeleri’ndeki işgalini güçlendirme ve Suriye’nin merkezi otoritesini zayıflatma stratejisinin bir parçası. Süveyda’daki mezhepsel kaos, İsrail için “rejim karşıtı” bir kampanya fırsatına dönüştü. Dürziler üzerinden insani gerekçelerle müdahale ediliyor, Suriye yönetimi hem şehirde hem diplomatik arenada zayıflatılıyor. Son günlerde yaşanan saldırılarda en az 248 kişinin yaşamını yitirdiği, bu ölümlerin 92’sinin Dürzi olduğu söyleniyor. İsrail, Suriye ordusunun bu katliamları Dürzilere karşı kullanmayı planladığını iddia ederek hava saldırılarını meşrulaştırıyor; bu sayede sadece askeri değil, aynı zamanda psikolojik baskı araçlarıyla da Suriye hükümetini köşeye sıkıştırıyor.
İkinci adım olarak İsrail, “demilitarizasyon” söylemiyle uluslararası arenada algı operasyonu yürütüyor. Netenyahu ile İsrail Savunma Bakanı Katz, Suriye birliklerinin Süveyda’daki Dürzileri hedef alan askeri varlığını sınır ihlali olarak sunarak; açıkça, “geri çekilmezseniz vururuz” mesajını veriyor. Bu, sadece bölgedeki güç dengelerini değil, Şam’ın diplomatik pozisyonunu da zayıflatıyor; zira Suriye geçici hükümeti hem içerden yükselen infialle boğuşuyor hem de Batı ve bölge ülkeleri nezdinde “azınlık katliamcısı” olarak lanse ediliyor.
Üçüncü olarak, İsrail Süveyda’da yerel Dürzi milislerini doğrudan ya da dolaylı olarak destekleyerek Suriye hükümetine karşı yeni bir yerel güç odağı oluşturuyor. Suwayda Askeri Konseyi’nin İsrail ile ilişkisi ve bazı Dürzi liderlerin İsrail bayrağı rezaleti, bu desteğin simgesel anlamını yansıtıyor. Askeri ve lojistik yardımlar, hava saldırılarıyla birleşince, Suriye yönetimi hem sahada kontrolünü yitiriyor hem de meşruiyetini kaybediyor; bu, İsrail’in sınır ötesi stratejisinin amacına uygun şekilde çalışıyor.
Uluslararası boyut
Rusya, sürecin başından bu yana dengeli tavrını korumaya çalışıyor. Kremlin sözcüsü Dmitry Peskov, İsrail’in hava saldırılarının “durumu istikrarsızlaştırdığını” belirterek, “sahadaki bu agresyon, bölgedeki askeri varlığımızı tehlikeye atıyor” diyerek eleştirdi. Moskova, Şam’daki askeri üslerini koruma refleksiyle Suriye yönetimiyle iletişimini sürdürüyor. Rusya, mezhepsel çekişmelere taraf olmadan, ‘birleşik ve dost bir Suriye’ vurgusuyla diplomatik etkisini kullanmaya özen gösteriyor. Rusya’nın Suriye’deki yeni sürece nasıl adapte olduğu ise başka bir yazının konusu olacak.
ABD cephesi ise daha net bir şekilde İsrail’e ‘dikkatli ol’ mesajı verdi. Reuters’in haberine göre, ABD yönetimi İsrail’i “saldırılarını derinlemesine gözden geçirmeye” çağırdı; çünkü Şam’ın Süveyda’ya müdahalesinin İsrail tarafından önceden alınan bilgiye dayandığı ve bu yüzden alelacele müdahaleye gerek olmadığı üzerinde duruyor. Washington, Dürzilerin korunmasına duyarlılık gösterse de, askeri müdahalenin meşruiyetine kuşkuyla yaklaşıyor; bunun yerine diplomatik baskı, BM üzerinden azınlık haklarını gündeme getirerek, Suriye hükümetini içten sınırlandırma yönünde etkinlik göstermeyi tercih ediyor. ABD’nin Suriye konusundaki hassasiyeti, Şara’yı İbrahim anlaşmasına zorlayacakları bir stratejinin parçası olarak gözüküyor.
Türkiye ise, olaya iki farklı düzlemde yaklaştı. Bir yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanları, İsrail’in İsrail–Türkiye ilişkilerinde “kırılgan sınırları zorladığını” belirterek, “Süveyda’ya yönelik operasyon Türkiye açısından kabul edilemez” ifadesini kullandı. Diğer yandan ise Ankara, Suriye’deki rejimin yeniden yapılandırılması sürecine müdahil olan aktörlerden biri olarak, mezhepsel karmaşaya karşı diplomatik uyarılar yapıyor.
Bölge istikrarı ve Türkiye sınırının güvenliğinin tehlikeye girdiği her türlü senaryo, Türkiye eksi yazacağı için Ankara adımlarını dikkatli atıyor. Bölgenin istikrarı Türkiye’nin İsrail–Rusya–ABD üçgeninde kurmaya çalıştığı, Türkiye destekli Suriye’nin üniter devlet yapısını güçlendirme stratejisine uygun düşüyor.
İsrail’in Dürzileri koruma söyleminin arka planı
İsrail’in Dürzileri “koruma” söylemi, ilk bakışta insani bir gerekçe gibi görünse de, bu söylemin ardında derin bir jeopolitik hesap yatmaktadır. İsrail, 1967 Altı Gün Savaşı’nda Suriye’den ele geçirdiği Golan Tepeleri’ni işgal altında tutarak, bölgedeki stratejik dengeyi köklü bir şekilde değiştirmiştir. Golan Tepeleri, Suriye ve Lübnan’ın kuzeyine hakim konumuyla büyük bir askeri ve jeopolitik öneme sahiptir. İsrail, bu bölgeyi işgal altında tutarak, Suriye’nin askeri hareketlerini kısıtlamış ve kendi güvenliğini artırmıştır. Uluslararası toplum tarafından bu işgal genellikle yasa dışı olarak görülse de, ABD 2019’da Golan Tepeleri’ni İsrail’in egemen toprağı olarak tanıdı. Bu tanıma rağmen, çoğu ülke ve uluslararası kuruluş, Golan Tepeleri’nin hala Suriye toprağı olduğunu ve İsrail tarafından işgal edildiğini savunmakta. İsrail’in Süveyda’daki müdahaleleri, Golan Tepeleri’ndeki varlığını meşrulaştırmak ve bu bölgeyi daha da güçlü bir şekilde kontrol etmek için atılan adımların bir parçası. İsrail’in Süveyda’daki hamlelerini anlamak için, Suriye’nin iç savaş sonrası kırılgan yapısını ve Dürzi topluluğunun bu yapı içindeki yerini incelemek gerekir. Dürziler, Suriye’deki iç savaş boyunca büyük ölçüde tarafsız kaldı, ancak bazı durumlarda silahlı gruplara karşı mücadele ettiler. Örneğin, 2015’te Cephe Nusra’nın, Qalba Loza köyünde 30 Dürziyi öldürmesi, topluluğun güvenlik endişelerini artırdı. Bu tarihsel bağlam, İsrail’in Dürzileri koruma söylemini güçlendirmek için kullandığı bir zemin sağladı. Diğer bir ifade ile yeni Suriye yönetiminin yumuşak karnı, İsrail tarafından hemen fark edildi ve üzerine gidilmeye başlandı. Ancak İsrail’in bu söylemi, Dürzilerin çoğunlukla Suriye vatandaşlığı tercih etmesi ve İsrail işgalini reddetmesi nedeniyle tartışmalı. The Washington Post’un 15 Temmuz 2025 tarihli haberine göre, İsrail’in müdahaleleri, Dürzi toplumu içinde bile bölünmelere yol açtı.
Sonuç olarak, İsrail’in Süveyda’daki fırsatçılığı, mezhepsel gerilimleri manipüle ederek Suriye’nin istikrarını bozma ve kendi jeopolitik hedeflerini ilerletme stratejisinin bir parçasıdır. Bu durum, yalnızca Suriye’yi değil, tüm Orta Doğu’yu etkileyebilecek geniş kapsamlı sonuçlar doğurabilir.

Bir cevap bırakın