Irak’taki Son Nüfus Sayımı Ne İfade Ediyor?

Hatırlayalım, 10 Nisan 2003 tarihinde Peşmergeler Kerkük’ü işgal ederek tapu ve nüfus dairelerini yağmalamış, başta Irak’ı işgal eden Amerikalılar olmak üzere bütün taraflar olaya seyirci kalmıştı. Bu yetmemiş gibi 2003 tarihinde başa gelen bir valinin inisiyatifinde yüzbinlerce Kürt vatandaşı Kerkük’e doldurulmuş ve şehrin demografik yapısı ciddi ölçüde değiştirilmişti. Aradan 21 yıl geçmesine rağmen durum iyiye değil, kötüye doğru gitmiştir.

Bugün maalesef geldiğimiz noktada Irak’ın çivisi çıkmış desek yanlış olmaz. Hiçbir medeni, sosyal ve kültürel hareket olmuyor ki siyasi istismar konusu olmasın. Her şey politik çarpana çarpılarak yorumlanabiliyor ve uygulanabiliyor. Güven ve devlet otoritesi tamamen kaybolmuştur denilebilir. Yerini anarşizm, başıboşluk ve çeteleşme almıştır. Bilindiği gibi Irak’ta tam olmasa da yine de en ciddi nüfus sayımı 1957 yılında yapılmış ve bu sayım da Kraliyet zamanında geçekleşmiştir. Cumhuriyet döneminde birkaç nüfus sayımı yapılmışsa da hiç birisine güvenilmiyor. 2003 yılından önce Saddam devrinde yapılan son sayım da 1997 yılında yapılmıştır. Rakamlar ya gizlenmiştir ya da çarpıtılarak verilmiştir. Tabii ki buna da şaşmamak lazım. Çünkü Irak her zaman bir kesimi dışlamış ve siyasi iktidarlar toplum mühendisliği yaparak topluma heva ve heveslerine göre şekil vermeye çalışmışlardır. Kasım ayı sonunda yapılan sayım da buna dahildir. 

Her şeyden önce 2003 yılından sonra günümüze kadar kar toplu gibi büyüyen yolsuzluk, rüşvet, başıboşluk, işsizlik ve siyasi kaos dururken ve bunlara çözüm aranmazken, ne gibi acil bir ihtiyaca binaen bu sayıma gerek duyuldu? Saddam zamanında uygulanan ve Araplaştırma politikası çerçevesinde Kerkük’ün bazı ilçeleri başka vilayetlere bağlamaktan tutun, nüfus kaydırmaları ve Türkmen arazilerine el koyarak Araplara dağıtımına kadar uygulanan haksızlık bertaraf edilmeden nüfus sayımının ne anlamı var? 2003-2017 yılları arasında Kerkük’e sekiz yüz bin Kürt’ün getirilip şehre yerleşmesi sorun olarak dururken ve 2017-2024 arasında da Arap Vali Rakan Cuburi devrinde üç yüz bin Arap’ın Kerkük’e getirilmesi su yüzüne çıkmışken sayım yapılmasının maksadı ne olabilir? 

Yapılan son sayımın kararını veren Irak Bakanlar Kurulu, bu sayımın herhangi bir milletvekili seçiminde veya referandum gibi olağanüstü hallerde bir veri olarak kabul edilemeyeceğini açıklamıştır. Hadi bu açıklamaya güvendik diyelim. Buna rağmen Süleymaniye ve Erbil’den Kerkük’e fütursuzca doluşan yaklaşık 250 bin Kürt’ün Kerkük’te 2-3 gün kalıp burada sayıma katıldıktan sonra yine büyük bir zafer ve tantana ile memleketlerine dönmelerini nasıl yorumlayalım? İşin en garip tarafı da sayımdan birkaç gün önce yolsuzluk soruşturması gerekçesiyle Kerkük’te yüzlerce polisin tutuklanması ve sayım bittikten sonra serbest bırakılmalarını nereye oturtalım? Yani bu işin altından mutlaka bir çapanoğlu çıkacaktır.

Irak Planlama Bakanlığı Nüfus Sayımı Müdürü İbrahim Üryan sayım hakkında ön bilgi vermiş ve bu bilgiler gerçekten Irak’taki başıboşluğun nerelere kadar vardığını göstermektedir. Bir kere çok düşündürücü ve doğal olmayan bir nüfus patlaması söz konusudur. 1997 sayımında toplam nüfus 22 milyon iken bugün 45,5 milyon olduğunu söylüyor adı geçen müdür. Kürt bölgesine gelince, kendi yetkililerinin açıklamış oldukları farazi rakamlara göre Irak’ta 4 milyon Kürt bulunmaktadır. Halbuki bu sayımda her ne kadar milliyet sorulmuyorsa da Kürt bölgesinde yaşayanların sayısı 8 milyon olduğu açıklanıyor. Diğer taraftan sayıma katılmayan ve yurtdışına bir şekilde giden 6 veya 7 milyon Iraklı bulunmaktaymış. Onları da ilave edersek bugün Irak nüfusu 50 milyonu aşıyor. Yani nüfus 27 yıl zarfında 1,36 kat artmıştır. Bu da yıllık %6’ya tekabül ediyor. Büyük bir nüfus şişirmesi olduğu besbelli ortadadır. 

Irak’ta cereyan eden gelişmeler, zaten giderek minimize edilen ve siyasi süreçten dışlanan Türkmenlerin boyunu aşmaktadır. Evet Türkmenlerin, siyasi örgütlenme yönünden çok başarısız ve yetersiz oldukları aşikârdır. Hele bu sayım konusunda ciddi manada gafil yakalanmışlardır. Hiçbir hazırlıkları olmamış ve her zamanki gibi devlete güvenmişlerdir. Fakat sihirli bir değnekle bir dokunuşla Türkmenleri siyasi, sosyal ve iktisadi yönden başarılı kılsak dahi çok şey değişmeyecektir. Çünkü Irak’ta akıl, mantık, adalet ve hukuk gibi kavramlar tamamen silinmiş, yerini dış destek, finansal, siyasi, askeri ve demografik güç almıştır. Bunların hiç birisi Türkmenlerde yoktur ve bu haliyle olması da beklenmiyor. 

Bir cevap bırakın

e-Posta adresiniz paylaşılmaz.