Ben; TÜSİAD’ın Türkiye’de siyaseti dizayn eden, yön veren, hatta etkileyen bir kurum olduğunu inananlardan değilim. Türkiye’de siyaseti Boğaz’da oturan bir avuç iş insanının belirlediği gibi toptancı görüşlerden ayrılıyorum.
4 bin 500 üyesi olan TÜSİAD’ın ihracatın ve kurumlar vergisinin yüzde 80’inini yapan, istihdamın da yüzde 57’sini gerçekleştiren iş insanlarından oluştuğunu biliyorum. Rakamlara bakınca insanın etkilenmemesi mümkün değil. “Evet böylesine büyük bir güce sahip bir yapının sadece siyaset değil her şeyi belirleyebileceği” gibi bir sonuca kolayca varabilirsiniz.
Bana İtirafta Bulunan İş İnsanı Ne Dedi?
Şayet çok ünlü bir iş insanı size, TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras’ın “bu sistem çökmüştür” açıklamasından on gün kadar önce size “son üç yıldır yaptığım ihracattan zarar ediyorum. Çarkın dönmesi için direniyorum. Artık direnecek gücüm kalmadı” itirafında bulunduysa o zaman işin vesayet değil ayakta kalmak olduğu sonucuna kolayca varabilirsiniz.
Evet Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin çalışmadığı ortadadır. Bu yapının çökmüş olduğunu görüyoruz. Malumu ilan edenin cezalandırıldığı başka bir döneme geçmiş bulunuyoruz. Böylesi bir ortamda TÜSİAD’ın çıkıp konuşması bir cesaret işidir. Kaybedeceği çok şeyi var.
TÜSİAD’ı konuşmaya mecbur eden şey Türkiye’nin giderek otoriter bir sisteme yöneldiği gerçeği olduğunu sanmıyorum. 12 Eylül yönetiminden, 28 Şubat sürecinden şikayetçi olmadılar, çoğunlukla da desteklediler.
Peki şimdi neden itiraz ediyorlar?
Çünkü yaptıkları işten para kazanamıyorlar. Sahibi oldukları ekonomi büyük oranda çöktü. Tekstilinden, tarımına, turizminden otomotiv üretimine Türkiye bir dönem kazanıyordu. O yıllarda Anadolu kaplanları çıkıp pekala İstanbul dukalığına meydan okuyabilmişler sermayenin Anadolu’ya yayılmasını sağlamışlardı.
Şimdi olmuyor. Aynı ürünü Türkiye’den daha ucuza üretiyorlar. Gediz ovasından hallice Hollanda senden daha çok tarım ürünü yetiştiriyor, satıyor. Otomotivdeki ayrıcalık da işin sonuna yaklaşmış durumda.
CEO’luktan Ayrılan Arkadaşımın Oğlu
Bir arkadaşımın oğlu tanınmış bir şirketin CEO’suydu. İyi de para kazanıyordu. 2 yıl önce görevinden istifa etti. Eşinin 10 yıldan fazla süredir çabaladığı online ticaret işine başladı. Hiç de öyle başına geçmedi, şimdi eşine yardımcı oluyor ve eskisinden daha çok kazanıyorlar. Ben kendisine “neden böyle bir riske girdin” diye sorunca “şayet istifa etmeyip orada kalsaydım o risk olurdu” cevabını verdi.
Evet sistem çöktü. İş dünyasının o bildik şekilde iş yapma biçimi sona erdi. TÜSİAD bunun farkında ama çıkışın nerede olduğunu aramak yerine siyasetçiye dönüp “devlet bana daha çok pay versin” demeye çalışıyor.
TÜSİAD’ın Batıyla iş tutup Türkiye’nin önünü kesip yol değiştirmeye çalıştığını falan da zannetmiyorum.
Neden mi?
Mercedes’in Türkiyeli İş İnsanına İhtiyacı Var mı?
Çünkü, Batı’nın eski modelle iş yapan sanayiciye, işletmeciye ihtiyacı yok. TÜSİAD’ın içinde yeni anlayışla iş yapmaya çalışan kendini dönüştürmek için çabalayan epeyce firma var. Dönüşümü başarabilenler kazanıyor. Onlar zaten dış dünya ile ilişkilerini daha da geliştiriyorlar.
Almanya ile özdeşleşmiş Mercedes’in işçi çıkardığı, üretimini kısmak zorunda kaldığı bir dönemde, Mercedes’in sahiplerinin Türkiye’de otomotiv üreten firmalarla dayanışmaya gitmeye ihtiyacı var mı? Yok. Esasen Türkiye ile ilgilenecek zamanları bile yok.
Trump iş başına gelince etrafını saran teknoloji firmaları hepimizin dikkatini çekti. Neden Trump o bildik savunma ve enerji firmaları ile değil de Elon Musk gibi teknoloji firmalarını temsil edenlerle yola devam ediyor? Çünkü siyaset kaybedenle değil yükselen güçle beraber olduğunda anlam kazanıyor.
Türkiye’de iş dünyası konuşmalıdır. Siyaset de yapmalıdır. Bunun karşılığı savcıların hareketi olmamalıdır. Burası tamam ama iş dünyası biraz da kendi dönüşümü üzerinde kafa yormalıdır.
Türkiye’nin Girişimci Sermayeye İhtiyacı Var
Türkiye neden tarımda bir teknoloji dönüşümünü yapamadı? Neden IT sektöründe gençlerin önünü açan, onların şirket kurup ayakta kalmalarını sağlayacak sistemleri örgütleyemedi.
Mesela ilgi gören dizi, film ve benzeri içerik üretimlerini güçlü bir sektöre dönüştürmek için neden sahaya çıkmadık? Ortadoğu, Asya, Balkanlar ve Afrika pekala sinema, dizi sektörümüzün pazarı haline gelebilirdi. Meydanı neden Netflix gibi platformlara terk ettik?
Türkiye her alanda çok güçlü bir soft power’a sahip. Dünyanın hemen her yerinde akademisinden, iş dünyasına, eğlence sektöründen siyaset dünyasına kadar pek çok Türk var.
“Bu gücün girişimci bir ruhla buluşması gerekiyor.
Türkiye’nin ve bölgenin girişimci iş insanlarına çok ihtiyacı var.

Bir cevap bırakın