Eğitim açısından bakıldığında 2024 yılı hayli yoğun geçen bir yıl görünümünde.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli açıklandı.
Öğretmenlik Mesleği Kanunu yasalaştı.
Kamuoyunda aylarca tartışılan mülakat uygulaması ve öğretmen alımı yaşandı.
Ancak bazı şeylerin yoğunluğu kendi başına bir anlam ifade etmiyor.
Pek çok şey yaşanabilir ancak bunlar rahatlıkla önemli ve anlamlı olmaktan uzak şeyler olabilir.
Ülkemizde bu yıl yaptığımız düzenlemeler, değişiklikler üzerinden baktığımızda eğitimde anlamlı bir iyileşme içine girdiğimizi, gireceğimiz söylemek mümkün olmuyor malesef.
Neden mümkün olmuyor peki?
Çünkü derdimizin gerçekten sorun çözmek olduğunu bile söyleyecek bir vaziyette değiliz.
Nereden anlıyoruz bunu?
Yaptığımız düzenlemelerden anlıyoruz.
Düzenleme yapış şeklimizden anlıyoruz.
Muhatap olduğumuz düzenlemelerin keyfiyetine bakmak için resmi anlatının veya sunumun yönlendirmesine kendini kaptırmamak yetiyor.
Koskoca ülkenin birikimine asla yakışmayacak bir keyfilikle yol aldı MEB ve Hükümet.
Bir takım ideolojik-politik çekinceleri bir tarafa bıraktığımızda bütün ülke yapılan iş ve işlemlerde (yöntem, mantık, kurgu.. itibariyle) bir sıkıntı görmedi.
Görseydi muhtemelen itiraz, eleştiri ve değerlendirmelerinde buna rastlardık. Malesef olmadı.
Türkiye, hep yaptığı gibi, yine müesses nizamı değiştirmemek için köklü değişiklikler yapıyormuş numarası yaptı.
Milli eğitimin ne ideolojik niteliği ne merkeziyetçi yapısını konuştuk.
Baştan ayağı hastalıklı, otoriter, tektipçi yapılanma tartışma dışı bırakıldı.
Eğitimin içinde olduğu ne toplumsal yapı ne de siyasal sistem sorunsallaştırıldı.
Okul denilen anakronik yapı bir kapatılma kurumu olma hüviyeti görmezden gelinerek mucizelerin gerçekleştirileceği merkeze bürünüdürüldü.
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, Öğretmenlik Mesleği Kanunu vs. gibi adı var kendi yok düzenlemelerle alanı görünmez kıldık.
Toplumun hastalıklı hafızasında yer edinen ağdalı bir sembolizmle günü geçiştirdik.
Ancak çözme numarası yapmakla sorunları gerçekten çözmek, çözmek arayışında olmak arasında esaslı bir fark var.
Ve biz bu esaslı farkla çok kısa süre içerisinde yine yüzleşmek zorunda kalacağız.
Yüzleşecek bir yüzümüz varsa tabi!

Bir cevap bırakın