Bak Şu İki “Terörist”in Suriye’de Yaptığı İşe

Bak Şu İki “Terörist”in Suriye’de Yaptığı İşe

Suriye geçici Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Suriye Demokratik Güçleri SDG’nin lideri Ferhad Abdi Şahin’in anlaştığı haberi geldiğinde çok mutlu oldum. Bu mutluluğum sadece, üzerinden daha 24 saat geçmeden TGRT’de katıldığım bir programda, diğerlerinin aksine “belki de bu olaylar SDG ile Suriye Şam yönetimin anlaşmasını hızlandırabilir” şeklinde ifade ettiğim görüşümün beni de şaşırtan bir hızda doğrulanmasından kaynaklanmıyordu.

Bu iş birliği Suriye’yi ve Türkiye’de devam eden ‘çözüm sürecini’ adeta ipten aldı. Başlatılan yürüyüşün önündeki en büyük engel ortadan kalktı. Benim asıl mutluluğum bunaydı.

Suriye’de yaşanan sivil katliam 

Suriye’de üst düzey görevler üstlenmiş devrilen rejim unsurları, Nusayrilerin yoğun yaşadığı bölgede HTŞ yönetimine karşı bir hareketlenme işine girmişlerdi. İran, İsrail hatta Rusya gibi kimi unsurlardan destek arayışı içindeydiler. Şubat’ta başlayan kıpırdanma bölgede yeni Şam rejimi adına görevlendirilmiş kimi unsurların olayı hatalı, dahası intikamcı bir anlayışla ele almaları üzerine istenmeyen katliamlar yaşandı. 800’ün üzerinde sivil ile isyancılardan ve rejim görevlilerinden 300 civarında kişi öldü. Öldürülen sivillerin büyük çoğunluğu Nusayri’ydi. Görevlilere yardımcı olmaya kalkışan bir kısmının yabancı olduğu anlaşılan cihatçı unsurlar da Nusayrilerin öfkesini ve tedirginliğini arttırmıştı.

Suriye’de yeni rejim 8 Aralık’ta yönetimi neredeyse kansız devraldı. O tarihten olayların yaşandığı 6-7 Mart’a kadar üç ay gibi uzun bir sürede birkaç küçük istisna dışında hiç çatışma yaşanmadı.

Bu Suriye gibi iç savaştan çıkan bir ülkede çok olağanüstü bir durumdu. Eski rejim unsurları ve ona karşı mücadele eden çok sayıda grup içinde örgütlü olan 300 bin civarında silahlı kişinin çatışmaya başvurmadan üç ay yaşamaları Suriye’nin geleceği için umut veren bir şeydi. Üstelik her sorunun çözümü için şiddete başvurulduğu ve hemen silahların devreye girdiği bir ülkeden söz ediyoruz.

HTŞ tabanından kravat takan Şara’ya yükselen tepki

Dış bağlantılara açık çok sayıda örgütün ve toplumsal kesimin var olduğu Suriye’de HTŞ’nin lideri Muhammed Golani, önce ismini, sonra da silahlı mücahit elbisesini değiştirdi. Esad’ın Sarayı’na geçti, kravatını taktı, intikam peşinde koşan kendi tabanına “yok herkes aynı haklara sahip olacak, tek bir Suriye olacak, herkes bunun içinde yer alacak” çağrısında bulundu. Bütün gruplardan silahlarını teslim etmelerini istedi. Var olan yılbaşı tatilini iki güne çıkardı, Gayri Müslimlerin Noellerini kutlamalarına izin verdi.

Buna ilk tepki HTŞ ve benzeri yapıların içinden geldi. Önce ses çıkarmadılar ama Ahmed eş-Şara’nın Batılı ülkelerle iyi ilişkiler kurmaya başlaması, geniş bir konferans düzenleyerek yeni bir yola girmesi ve ısrarla devlet dışındaki silahlı güçleri yasa dışı ilan etmesi kendi tabanından İslamcı itirazı harekete geçirdi. İsrail’in Şam yakınlarına kadar gelmesi, Dürzilerin hareketlenmesi, diğer gruplarla her hangi bir anlaşmaya varılmamış olması Suriye’ye dair ümitleri iyice azaltmaya başlamıştı.

Oysa yürüyen bir süreç vardı

Suriye’de başta batı ülkeleri olmak üzere herkesin gözü SDG ile yeni rejimin ilişkisine odaklanmıştı. Liderliğini Kürtlerin oluşturduğu SDG, yeni devlete eklemlenecek mi yoksa ayrı bir baş çekip sorun kaynağı olmayı sürdürecek mi? Herkes merakla bu sorunun cevabını bekliyordu.

Devlet Bahçeli’nin liderliğini yürüttüğü yeni çözüm sürecinde Abdullah Öcalan, bekleneni yerine getirmiş, PKK’ya tüm unsurlarıyla silah bırakma çağrısı yapmıştı. Kandil hemen ateşkes ilan etmiş ve silah bırakacağını açıklamıştı.

Ama gözler Suriye’de Rojova’daydı. PYD/YPG, PKK’nın kurduğu örgütler olduğuna göre silah bırakması gerekiyordu. Bir kısım PYD’nin silah bırakmayacağını ileri sürdü. Örgütün Suriye lideri Mazlum Abdi Öcalan’dan mektup aldıklarını, silah bırakma konusunun kendilerinin dışında olduğunu açıklayınca herkes SDG silah bırakmayacak diye anladı ve başlayan sürece olan ümitleri azaldı.

Oysa bu süreçte SDG Suriye devletini tanıdığını, her türlü katkıyı vereceğini açıklamış, heyetler çoktan görüşmeye başlamıştı. Ahmed eş-Şara ile Mazlum Kobani ilk görüşmeyi Şam’da Ocak ayında yapmışlardı.

Lazkiye bölgesinde son olayların yaşandığı ilk günün sonunda 7 Mart’ta Mazlum Kobani’nin başkanlığında Rojova’da önemli bir toplantı yapıldı. SDG’nin tüm bileşenleri, Kürtler, Araplar, Çerkezler, Dürziler ve Hristiyanlar toplantıdaydı. Amerikalı komutan da Mazlum Kobani’nin yanında oturuyordu. O toplantıda Şam yönetimi ile birleşme kararı çıktı ve diyaloğu sürdürmek üzere komite seçildi.

Bak şu iki teröristin yaptığı işe

Haber 10 Mart günü akşama doğru geldi. Daha düne kadar sadece Türkiye ve pek çok ülkenin terörist kabul ettiği iki isim kameraların önüne çıktılar ve önlerindeki anlaşmayı imzaladılar.

SDG Suriye Devleti’ne eklemlenmeyi kabul etti. Suriye Devleti adına Ahmed eş-Şara Kürt toplumunun Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu tanıdı ve anayasal haklarını garanti etti.

Bu yıl bitmeden süreç tamamlanmış olacak ve SDG Suriye Devleti ile bütünleşecek. Suriyeli olmayan PKK’lılar Suriye’yi terk edecek.

Daha dün denilecek zaman diliminde Muhammed Golani bir teröristti ve bir terör örgütü HTŞ’nin başıydı. Şimdi adı Ahmed eş-Şara Suriye Devleti’nin geçici Cumhurbaşkanı.

Mazlum Kobani, 15 yaşında Abdullah Öcalan’ın yanındaydı, sonra Öcalan’ın sekreteri oldu. Bir ara PKK’nın Avrupa sorumlusu olarak atandı. Sonra Türkiye’de PKK’nın komutanı oldu. 2011’de silahlı YPG’nin komutanı olarak Suriye iç savaşında yer aldı.

Mazlum Kobani 10 Mart günü kamuoyunun karşısına Ferhad Abdi Şahin olarak çıktı ve Suriye Devleti’nin bir parçası olduğunu ilan etti.

Dünün iki teröristi bugün birer devlet adamı olarak sahneye çıktılar ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıya olan Suriye’yi ipten aldılar. Sadece Suriye’yi değil Türkiye’de başlayan süreci de ipten aldılar.

Suriye’nin bütünleşmesinin ve devlet olmasının, Türkiye’nin ise Kürtlerle kucaklaşmasının önünde hiçbir engel kalmadı.

Bakın şu iki teröristin yaptığı işe.

Bir cevap bırakın

e-Posta adresiniz paylaşılmaz.